GALATAMODA - GİTTİM, GÖRDÜM, GEZDİM

ve hayalkırıklığı içinde döndüm...

Galatamoda'ya acildigindan beri hic aksatmadan giderim, sonrasinda da yazarim.. Hep derim gidin, görün, güzel kıyafetleri uygun fiyata indirin.. Bu sefer diyemeyeceğim maalesef, gitmeseniz de olur..

Yazılarımı takip edenler bilirler, pek negatif yorum yapmam, "beğendiklerime" yoğunlaşırım.. Hatta en son Emmy ödüllerinin en iyi giyinenlerini yazdığımda hangilerini beğenmedin merak ettik, biraz da ondan bahset yorumu gelmişti. Bireysel yorumlarımla bireylerin keyfini kaçırmamak, kişisel zevkimle kimse ile çatışmaya girmemek için genelde yazmaktan uzak dururum. Fakat bu sefer mani olamayacağım kendime.

Neden beğenmediğime geliyorum.. Temcit pilavı gibi sürekli aynı kıyafetleri görmekten sıkıldım da ondan. Galatamoda'ların hepsine gittiğim ve standları detayı ile tek tek gezdiğim için farklılıkları ve aynılıkları rahatlıkla ayrıştırabiliyorum. Birçok tasarımcının standındaki kıyafetler daha önce görücüye çıkardıkları parçalardı. Aynı şeyleri görmekten bana gına geldi, size gelmedi mi? Satılmayanlar, kıyıda köşede kalanlar, numuneler, yüzü eskiyen kıyafetler standlardaki yerini almıştı.

Yeni birşey yok mu? Var. Yeni tasarımcılar eklenmişti, hatta "Caylak by MTD" standı vardı. Moda Tasarımı okuyan seçili öğrencinin işine yer verilmişti. Hevesli yürekler ve yetenekli bileklere böyle heyecan verici bir fırsatın verilmesine sevindim. Fakat maalesef -heves kırmak istemem ama -çok etkilendiğim yeni bir keşfim olmadı , keşke olsaydı da gururla bahsedebilseydim! London College of Fashion'dan gelen, alanında çok deneyimli bir moda uzmanını da benimle Galatamoda'ya gelmeye ikna etmiştim: Türk moda tasarımcılarının işlerini birarada görebilmen için kaçırılmayacak fırsat demiş, ne ümitlerle sürüklemiştim, mahçup oldum.. Yalnız, bir tek stand vardı ki, hayran olduk.. Bir önceki Galatamoda'da da vardı, o zamanda övgü ile bahsetmiştim. Eğer standdaki bayan müsaade etseydi fotoğraf çekmeme, size o enfes fuşya rengi kolsuz ceketi fotoğraftan göstermek isterdim. Eğer giderseniz Elif Cığızoğlu'nun standına mutlaka bakın, fuşya ceketi (eğer satılmadıya) mutlaka görecek ve farkedeceksiniz (kulaklarımı çınlatırsınız:) Nil yeşili eteği, somon gece elbisesini, fuşya transparan bluzu.. hiçbirini atlamadan tek tek inceleyin, hatta paranız yetiyorsa alın:))

Diğer standlardan da beğendiğim var, hakkını yemeyeyim.. Simay Bülbül'ün geçen haftaki defilesinden sonra standında sergilediği parçalar haklı bir ilgi görüyordu.. Hatta ilk önünden geçişimde kalabalıktan giremedim, dönüş yolunda bakabildim. Bir yelek aldım kendime.. Tarifi biraz güç ama deneyeceğim: tek kolu dirsek de bitiyor, diğer kolu kolsuz ve kat kat kumaşlarla hareketlendirilmiş siyah deri detaylı bir yelek.. Sakın almayın, bi tek bende olsun diye yazıyorum bunu:)

Standa koleksiyona adını veren makara teması da taşınmış. Yaratılan bütünlük güzel olmuş.

Gitmişken Sertaç Delibaş'ın da ayakkabılarına bakın. Somon renginden, griye, fuşyadan lameye yazın birçok rengini ayakkabılarına taşımış. İmzasını da krem topukları ile atmış gene.. Güzel de bir haberim var: "Zelfist'ten okudum indiriminiz varmış" derseniz, %20 indirim yapılacak size!.  Duyduk duymadık demeyin:)

Ah bir de takı sevenlerin asla atlamaması gereken bir durak var: Bihter Aida Pekin'in standı.. Bayılıyorum İstanbul, kedi, balık, adam figürlü kolyelerine, küpelerine, broşlarına.. Evet, çok ucuz değiller -keşke olsalar- ama öyle "tek"ler ve öyle sevimliler ki insanın kendini tutması mümkün değil..

Ve son olarak; Özlem Süer'in ve Ümit Ünal'ın stand açmadığına çok üzüldüm..Eksiklikleri gerçekten hissediliyordu. Belki yazımın başındaki huysuzluk ondandır, en sevdiğim standlardar top 10 listemde mutlaka onlarınki olurdu.. Benim gibi üzülenlere duyurulur: Özlem Süer'in Nişantaşı mağazasında Galatamoda koleksiyonuna ayrılan bir bölüm var; açlığımızı orada bastırabiliriz:) Ümit Ünal'ın Tünel'deki Doors mağazasını görmeyenler için de bahane olur gidip yerinde görmek!. (Leblon/Cuba'nın köşesinden dönünce hemen solda)

Galatamoda'ya gitmek isterseniz, tarifi basit: Akaretler yokuşunun başında, W Hotel'in önündeki meydanda. Standlar öbek öbek cadde boyunca yayılmış durumda..  Bana kalırsa gezmek için 1 saat haydi haydi yeterli olacaktır.. Cafe Nero'da etrafı seyrederek kahve içmeyi süreye dahil etmedim, en çok ona vakit ayırın, sağa sola bakmak çok keyifli:) Tasarımcılar, stajyerler, gezmeye gelenler ile tam bir curcuna!. Herkes birbirinden şık; kime bakacağımı, baştan ayağa süzeceğimi şaşırdım:) Favorim ise turuncu çorapları ve mücevher ayakkabıları ile Zeynep Tunuslu!.

 

Bu Haber 35724 kez okundu.    
YAZICIYA GÖNDER